Temmuz - Ağustos 2016

Temmuz - Ağustos 2016

Geçmişten Bugüne İLETİŞİM ve HABERLEŞME


Değerli .tr Dergisi okuyucuları..

Yunus Emre Enstitüsü, kültürel diplomasi bağlamında mesafe ve mevsim ayrımı yapmaksızın yakın ve uzak coğrafyalardaki kültür sanat faaliyetlerine devam ederken, Kuzey Yarım Küre ve Türkiye’de son yılların en sıcak günlerinin yaşandığı bir yaz mevsimine girdik. Yaz mevsimiyle birlikte dergimize, bundan sonra Anadolu’nun sahip olduğu eşsiz güzellikleri köşe bucak, mevsim mevsim sizlerle paylaşacağımız “Miras” sayfasını ekledik.

Mevsim ve mesafelerin insanlar ve coğrafyalar arasındaki etkileşime olan etkisi her geçen gün azalırken, insanlar ve coğrafyalar arasındaki ulaşım ve haberleşme olanaklarında giderek çeşitlenen ve kolaylaşan bir yükseliş yaşanıyor. Bilim ve teknoloji meraklıları, hep birlikte tanıklık ettiğimiz bu baş döndürücü değişimin bizleri hangi şaşırtıcı noktalara ulaştırabileceğini araştıradursun, iletişim ve haberleşmenin geçmişten günümüze uzanan yolculuğunu kapağımıza taşımayı düşündük. Sizleri,“Önce söz vardı” diyerek, insanoğlunun birbiriyle iletişim kurma serüveninin başlangıç noktasından itibaren iletişim ve haberleşmenin tarihinde bir yolculuğa çıkaracağımız bu sayıda, kişiler ve devletlerarasında yaya olarak haber taşıyan ezbercilerden, Anadolu kasabalarında dolaşan Havadisçilere, koşarak haber taşıyan Peyklerden, Osmanlı Posta Teşkilatı’na uzanan geniş bir dosya hazırladık.

Dosya konumuz, Anadolu kasabaları ve kentlerinden geçerken, bu mekânlardaki meydan ve sokak başlarında zamanın geçişine sessizce tanıklık eden simit tablaları ilişti gözümüze. İçinden edebiyat geçen bu susamlı lezzeti anlatırken, simit kokusu ve simitçilerin de müdavim olduğu, sanat tarihi ve mimarinin en önde gelen mabedi ve dünyanın “8. Harikası” Ayasofya’yı sayfalarımızda ağırladık. Ayasofya’nın yüzlerce yıla meydan okuyan kubbesi ve heybetli sütunlarının arasından geçerek çıktığımız İstanbul sokaklarında, bu defa bu şehre hayranlığıyla bilinen ve geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden Umberto Eco’nun izlerini takip ettik. Bir şehri keşfetmenin en iyi yolunun sokaklarında kaybolmaktan geçtiğine inanan Eco’nun destansı hikâyeler ve efsanelere sahip İstanbul’unda antik çağlara uzanan heyecan verici bir keşfi sayfalarımıza taşıdık. Toplumsal hafızada sismik aktiviteden öfkeye, depremden çökmeye, Tanrı Zeus’tan Garip Dede’ye ve nihayet hazin bir gerçeklikten kayıp bir efsaneye dönüşen bir olayı Efsaneden Gerçeğe başlıklı makalemizde ele aldık. Anadolu’nun kadim medeniyet birikiminin sahip olduğu ayrıştırılması zor katmanlara dair hayret verici çağrışımları olan bu antik ve folklorik keşif dünyaca ünlü seramik sanatçısı Alev Ebüzziya’nın ilginç portresi ve kendisiyle yapılmış keyifli bir söyleşiyle birlikte dergimizde yer aldı.

Son sayımızda Paris sokakları ve Sudan kıyılarından Kayseri’deki Selçuklu Müzesine uzanan tüm diğer içeriği bir takdim yazısına sığdırmak elbette kalem ve kelama haksızlık yapmak olacağından, sizleri .tr Dergisinin Anadolu’dan dünyaya açılan sayfalarını keşfetmeye çağırıyoruz.  Anadolu bilgeliğinden kültürel diplomasiye uzanan içeriğiyle, .tr Dergisinin yeni sayısına hoş geldiniz..