55. ALTE Konferansı Çokkültürlülüğün Dil Öğrenimindeki İtici Gücünü Vurguladı

Avrupa Dil Sınavları Birliği (ALTE) Konferansı 4-6 Kasım 2020 tarihinde Yunus Emre Enstitüsü iş birliğinde gerçekleşti. Çokkültürlülüğün dil öğrenimi ve değerlendirmesi konusunda etkisine değinilen konferansta başta Avrupa ülkeleri ve Türkiye olmak üzere dünyanın dört bir yanından katılım gerçekleşti.

Bu yıl 55.'si gerçekleşen ALTE Konferansı 4-6 Kasım tarihlerinde çevrim içi ortamda Yunus Emre Enstitüsü ev sahipliğinde gerçekleşti. İlk kez Türkiye'de düzenlenen ve “Çokkültürlülüğün Dil Öğrenimi ve Becerilerini Ölçme Değerlendirme Süreçlerine Yansıması” konulu konferansa başta Avrupa ülkeleri ve Türkiye olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden 164 kişi katıldı.

Konferans sırasında çeşitli üniversitelerden bilim insanları çokkültürlülüğün dil öğretimi ve değerlendirilmesi hakkında sunumlar yaparken etkinlikte grup çalışmaları, özel ilgi grubu toplantıları ve daimi komite toplantıları gerçekleştirildi. Sanatsal etkinliklerin de yer aldığı programda Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan Doç. Dr. Demet Gürhan (soprano) ile Pianist Güler Demġrova Györrfy çevrim içi ortamda konser verdi.

Konferansın açılış konuşmasında Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş,  “2009 yılından beri faaliyet gösteren Yunus Emre Enstitüsü’nün Türkiye’nin, Türk dilinin, edebiyatının, tarihinin, kültürünün ve sanatının tanıtılması, Türkiye ile diğer ülkeler arasındaki dostluğun ve kültürel bağların pekişmesi yönündeki çalışmalarını 48 ülkede kurduğu 58 Kültür Merkezi aracılığıyla yürütmektedir.” dedi.

Prof. Dr. Ateş adını, İnsani değerleri, insan sevgisini ve toplumsal barışı temsil eden Anadolu mutasavvıfı olan Yunus Emre’den alan Enstitünün çeşitli kurumlarla iş birliği yaparak bilimsel ve kültürel çalışmaları desteklemeye ve dünya kültürleri arasında köprüler kurmaya devam edeceğini vurguladı.

"İSTANBUL ALTE İÇİN YENİ BİR LOKASYON OLDU"

ALTE’nin Genel Sekreteri Dr. Nick Saville, bu yıl ilk kez konferanslarının tamamen online olduğunu söyledi. Yine birçok ilki organizasyonlarına dahil ettiklerini belirten Dr. Saville, ilk kez "bireysel uzman üyeliği", "özel ilgi gruplarını" ve "tam üyelik statüsünü" dünyanın her tarafındaki organizasyonlara açtıklarını belirtti. KOVİD-19 salgınıyla birlikte ALTE’nin öncelikle video ve çevrim içi seminerlere daha fazla adapte olmasını sağladığını ve şimdi ise tüm konferansın sanal ortamda gerçekleştirecek bir noktaya geldiklerini ifade etti. Sosyal iletişimin ALTE’nin yılda iki kez olan konferansları için oldukça önemli olduğunu belirten Saville, İstanbul’un ALTE için yeni bir lokasyon olduğunu vurguladı ve katılımcılara Türkçe olarak “Hoşgeldiniz” dedi.

"TÜRKÇE 200 MİLYON KİŞİ KONUŞUYOR"

Milli Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim ve Yurtdışı Eğitim Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili konferansta yaptığı konuşmada, dilin insan ve sosyal hayatın en canlı aracı olduğu ve günümüzün çokkültürlü ortamında oldukça önemli bir yeri olduğunu söyledi. Dünya genelindeki en eski ve en çok kullanılan dillerden olan Türkçenin farklı coğrafyalarda 200 milyon insan tarafından devlet dili, resmi dil veya azınlık dili  olarak ve farklı lehçelerde konuşulduğunu söyledi. Milli Eğitim Bakanlığının dünya genelinde Türkçenin yabancı bir dil olarak okutulması için birçok eğitim programı düzenlediğini belirtti. Prof. Dr. Bilgili, Milli Eğitim Bakanlığının Türkçenin yabancı bir dil olarak okutulması için düzenlediği programları “Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni”ne göre düzenlendiğini dile getirdi.

"DÜNYANIN ÜÇTE İKİSİNİN BİRDEN FAZLA DİLE ERİŞİMİ VAR"

Konferansta “Çok dilli ve Çokkültürlü Dünyada Dil Öğrenme ve Dil Öğretme” konulu bir sunum gerçekleştiren, Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Dr. Belma Haznedar, dünya nüfusunun üçte ikisinin birden fazla dile erişimi olduğu tahminin yapıldığını belirtti. Prof. Dr. Haznedar, her geçen gün daha fazla çok dilli ve çokkültürlü olan bir dünyada dil öğrenmenin giderek hızlandığını vurguladı. Dil öğrenme ve öğretmenin doğasının son yıllarda oldukça değiştiğini belirten Prof. Dr. Haznedar, bu alandaki ilerlemenin sadece yeni teorik çerçevelerin ortaya çıkmasını değil ayrıca dillerin öğrenilme ve değerlendirilme yöntemlerini de etkilediğini belirtti. 

 

"ARACILIK KAVRAMI" ÇOKKÜLTÜRLÜ BİR ORTAMIN DOĞMASINI SAĞLIYOR

Kanada’daki Toronto Üniversitesi’nden Prof. Dr. Enrica Piccardo ise sunumunda sosyallik ve bireysellik arasındaki iletişime ışık tutan aracılık kavramının psikoloji, pedagoji ve sosyal bilimlerin çalışma konularından biri olduğunu söyledi. Prof. Dr. Piccardo tek bir dil çeşitliliğinde yer alabilecek aracılık kavramının dil ve kültürel bariyerler arasında bir vasıta olarak çokkültürlü bir ortamın doğmasını sağladığını belirtti.

Konferansta ayrıca Hollanda’daki Tilburg Üniversitesinde görev yapan Prof. Dr. Kolay Yağmur, “Türk göçmen öğrencilerde düşük düzeydeki matematik ve okuma performansına ne neden oluyor?”; İngiltere’deki Durham Üniversitesi’nden Prof. Dr. Micheal Byram, “Çokkültürlü / kültürlerarası değerlendirmenin potansiyelleri ve sınırları” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Prof. Dr. Byram ile Kanada’daki Toronto Üniversitesinden Prof. Dr. Enrica Piccardo ayrıca birer atölye çalışması düzenledi. “Kültürlerarasılık yüksek öğrenimde değerlendirilebilir mi?: Dil öğretmeni üzerindeki yansımalar” konusu Ortadoğu Teknik Üniversitesinden Doç. Dr. Cendel Karaman, Emrullah Yasin Çiftçi ve Tugay Elmas’ın katılımıyla gerçekleşen bir panelde tartışıldı.