Kültürlerarası Diyalog Dijital Eğitimleri Devam Ediyor

Yunus Emre Enstitüsü öncülüğünde yürütülen AB-Türkiye Kültürlerarası Diyalog Programı kapsamında Yunus Emre Enstitüsü için özel olarak tasarlanan dijital eğitimin ilk iki ünitesi tamamlandı. On beşten fazla ülkede Yunus Emre Enstitüsü kültür merkezlerinde çalışan elliye yakın katılımcı bu iki ünitede Kültürlerarası Diyalog Kavramı, Vaka Çalışmaları ve Proje Döngüsü Yönetimi üzerine canlı oturumlar, asenkron videolar ve çalışma kaynakları ile uzmanlıklarını geliştirme şansı buldu.

14 Eylül 2020 tarihinde başlayan dijital eğitimler, Kültürlerarası Diyalog, Proje Döngüsü Yönetimi, İletişim ve Ağ Oluşturma olmak üzere üç ana bölümden oluşuyordu:

KÜLTÜRLERARASI DİYALOG TEMEL KAVRAMLARININ ÇALIŞMA DİNAMİKLERİNE ENTEGRASYONU

Çevrimiçi olarak 12 hafta boyunca devam edecek eğitimlerin ilk bölümünde katılımcılar kültürlerarası diyalog temel kavramları ve bu konseptin Enstitü çalışmalarına nasıl entegre edilebileceğini deneyimledi.  Eğitimler aynı zamanda katılımcılara Türkiye ve dünyadan alanlarında uzman kişilerin deneyim ve bilgi birikimlerini de dinleme fırsatı sundu. Örneğin, kültürlerarası diyalog alanında uzman Londra Goldsmiths College’dan Dr. Carla Figueira, hem kavramsal olarak kültürlerarası diyaloğa hem de bunun önemine ilişkin dikkat çeken bir oturum gerçekleştirdi. Kültürel diplomasi çalışmaları ve bunun diyaloğa katkısına vurgu yapan Dr. Figueira, aynı zamanda büyük ölçekli kültürel projelere ilişkin kendi deneyimlerine dayanan önemli bilgileri de katılımcılarla paylaştı.

Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki kültürel diyaloğun pratikleri ve dinamikleri üzerine de oturumlar düzenlenen eğitimde, katılımcılar dünyanın farklı bölgelerinde vaka çalışmaları üzerinde bilgi birikimini pekiştirme fırsatı da yakaladı.

KÜLTÜR ARAÇLARI VE YARATICI ENDÜSTRİLER NASIL BİRLİKTE ÇALIŞABİLİR?

Projects-Direct.Net Direktörü Timothy G. Williams tarafından gerçekleştirilen ve kültürel pazarlara nerelerden giriş yapılabilir sorusuna yanıt olan bu oturumda, katılımcıların farklı araçları inceleme ve yaratıcı endüstriler ile ortaklılara ilişkin yeni fikirler geliştirmesine destek olundu.  Yunus. Emre Enstitüsünün farklı ülkelerde görev yapan çalışanlarından oluşan katılımcılar, bu oturum aracılığıyla, çalıştıkları ülkede Türkiye ile kültürel iş birliğine dair fırsatları da incelediler. Performans sanatları, moda, mimari ve tasarım, film, TV, radyo ve müzik prodüksiyonu, yazılım, yayın ve kültürel miras gibi Türkiye’nin yaratıcı endüstrileri düşünüldüğünde, hangi ülkede hangi alanda daha güçlü iş birliği fırsatları yaratılabileceğine dair kapsamlı bir çalışma yapıldı.

Öte yandan Kalem Ajans kurucularından Nermin Mollaoğlu da katılımcılara ajansın ulusal ve uluslararası düzeyde yürüttüğü işler ve kültürlerarası diyalog kapsamında yayıncılık sektörü olarak gerçekleştirdikleri çalışmalara yönelik deneyimlerini aktardı. Mollaoğlu ayrıca Yurtdışındaki edebiyat eserlerinin Türkçeye kazandırılması ve kendi edebi eserlerimizin yurtdışındaki edebiyat severlere ulaşması için yaptıkları çeviri çalışmalarından da bahsetti. Kalem Ajans önderliğinde düzenlenen İstanbul Uluslararası Edebiyat Festivalinin (ITEF) kurgusu, ortaklıkları ve etkinliklerine yönelik deneyimlerini aktaran Mollaoğlu, edebiyatın kültürlerarası diyalogda oynadığı önemli role de dikkat çekti.

YENİLİKÇİ FİKİRLER ETKİLİ PROJELERE HANGİ YÖNTEMLERLE DÖNÜŞÜR?

Eğitime katılanlar, proje yönetim döngüsüne ilişkin bu teorik bilgilerin yanı sıra başarılı proje vakalarını da inceleyerek, ileride fikirlerini etkili sonuçlara ulaştıracak bir dizi çalışmayı doğrudan deneyimleme fırsatı yakaladı.  Bu oturumda “Proje nedir, proje fikrinin eyleme dönüştürülmesi sürecinde hangi aşamalardan geçilir, başarılı bir proje tasarlamak ve uygulamak için dikkat edilmesi gereken kilit kriterler nelerdir?” gibi sorulara cevap arandı.

Kültür içine girdiğimiz bir hikayeler öbeğidir… Eğitimin bir diğer ayağındaysa eğitmen Özgür Önal, başarılı projelerde hikâye anlatıcılığının önemine dikkat çeken bir oturum gerçekleştirdi. Kültürel projelerin hikayelerini anlatırken kullanılabilecek farklı yöntem ve araçlara da değinen Önal, özgün faaliyetler tasarlama ve bu faaliyetlerin odağına yerleştirilebilecek etkili hikayelerin neler olabileceğine dair katılımcılara bilgi aktardı.

Kültürlerarası Diyalog Programı kapsamında desteklenen ve British Council’ın yürüttüğü Connect for Creativity proje sorumlusu Cansu Ataman ise uygulama ve ortaklık geliştirme üzerine edindiği bilgi ve tecrübeleri katılımcılarla detaylı bir şekilde paylaştı.  Connect for Creativity projesinin önemli bir parçası da Sanat ve Teknoloji Rezidans Programıydı. Ataman, sanatçı değişimi ile kültürlerarası diyaloğun zenginleştirildi bu faaliyetlere yönelik kapsamlı bilgiler sunarken aynı zamanda iyi örnekleri de paylaştı.  Katılımcılar Londra Heahtrow Havaalanının zaman zaman misafir ettiği ünlü yazar ve ressamlardan, yeni nesil dijital rezidans olanaklarına, uluslararası konteyner gemisinde belirli bir süre çalışan sanatçılardan Londra Olimpiyat parkındaki dönüşümü kayıt altına almak üzere gerçekleştirilen rezidans programlarına kadar birçok farklı çalışmayı inceleme fırsatı buldu. Oturumda aynı zamanda büyük ölçekli projelerin yürütülmesine ilişkin fikir alışverişi yapıldı.

Katılımcılar bir sonraki canlı oturumda ise Avrupa Birliği Bakanlığı Proje Uygulama Başkanlığından AB İşleri Uzmanı Murat Özçelebi ile bir araya geldi. Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki mali iş birliği programı hakkında bilgi veren Murat Özçelebi Erasmus+ Programı, yeni mali dönem olan ve IPA III olarak adlandırılan sürecin kapsamı ile Birlik programı olarak adlandırılan Horizon gibi farklı yapılar konusunda detaylı bilgi paylaştı. Murat Özçelebi aynı zamanda mali iş birliği kapsamında proje tasarlanıp yönetilirken ortaklık ve iş birliğinin projelerin başarısındaki rolüne de değindi. Proje yazma ve yönetme işinin uzun dönemde başarılı olabilmek için profesyonel bir şekilde ele alınması gerektiğine de dikkat çekti.

KÜLTÜR, KİMLİK VE İLETİŞİM

Eğitimin üçüncü bölümü iletişim ve ağ kurma becerilerinin geliştirilmesine odaklanıyor. Bu bölümün ilk oturumunda kültürel kimliğin çok boyutlu yapısı ve ortak referanslara yönelik bir çalışma yapan katılımcılar aynı zamanda kültürel kimlik üzerinde etki eden faktörleri ve bunun çalışma dinamiklerine nasıl yansıdığı konusunu ele aldılar. Bu oturumda Yunus Emre Enstitüsünün geniş bir coğrafyaya yayılmış çalışmaları ile daha fazla kitleye ulaşması için kullanabileceği iletişim stratejilerinde kültürel kimlik algılarının rolüne de değinildi.

Üçüncü bölüm eğitimleri Kasım ayı içinde devam ediyor olacak. Bu bölüm kapsamında eğitime katılanlar, kültürlerarası diyaloğu güçlendirmek için ne tür araçlardan faydalanabilecekleri, yeni ortaklıklar kurup yönetme teknikleri, projelerin fonlanması noktasında yaratıcı yöntemler geliştirilmesi ile kültürlerarası güçlü bir diyaloğa ulaşmak adına çalışmaların nasıl ölçülüp değerlendirileceğine dair yine alanında uzman kişilerin bilgi ve deneyimlerini dinleme fırsatı yakalayacak.

KÜLTÜRLERARASI DİYALOG DİJİTAL EĞİTİMLERİ NEDİR?

Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği tarafından ortak finanse edilen ve 2019 Ocak ayında başlayan AB-TR Kültürlerarası Diyalog Programı kapsamında, Avrupa’dan 4 kültür merkezi ve ortakları tarafından geliştirilip hayata geçirilen projelere hibe desteği sağlandı. İki yıl süren Programın önemli bir ayağını da Programın yürütücüsü olan Yunus Emre Enstitüsü çalışanlarına yönelik bir dizi kapasite geliştirme çalışmaları oluşturdu. Salgın dolayısıyla dijital ortama taşınan bu çalışmalar, toplam 3 bölüm ve 12 modülden oluşuyor.

Bu uzun soluklu eğitim programın 3 ana hedefi bulunuyor:

  • Yunus Emre Enstitüsü Genel Merkezi ve Avrupa’daki Kültür Merkezlerinde çalışan personelinin işbirlikçi proje geliştirme ve yönetimi, kaynak yaratma, iletişim, izleme ve değerlendirme alanında edineceği yeni bilgi ve becerilerle daha güçlü ve etkili kültürlerarası diyalog uygulamaları yapmalarına katkı sağlanması;
  • Eğitime katılanların kültürlerarası diyaloğun güçlendirilmesine yönelik somut proje fikirleri ortaya koyması ve bunlara yönelik iletişim stratejileri geliştirmesi;
  • Pilot olarak eğitimlerin tamamlanması ardından oluşturulacak eğitim portalı ile tüm Enstitü çalışanlarının erişimine açık kendi kendine öğrenme eğitimlerinin hazırlanması.

12 haftalık bu pilot eğitime iki farklı yöntemle katılım sağlanıyor. Senkron modüller olarak adlandırılan birinci bölümde, katılımcıların tüm dijital oturumlara katılmaları ve oturumları canlı takip etmeleri bekleniyor. Asenkron modül ise, katılımcıların eğitim sırasında aldığı teorik bilgileri pekiştirmesine yönelik olarak hazırlanmış bir dizi çalışmayı içeriyor. Katılımcılar kendi uygun zamanlarını ayarlayıp erişebildiği bu platform üzerinden farklı kaynakları okuyabiliyor, pratik çalışmalar yapabiliyor ve örnek dokümanlar geliştirebiliyor. Eğitimin programının bir önemli unsuru da koçluk desteği. Katılımcılar farklı alanlarda bireysel olarak ihtiyaç duydukları konularda alanında uzman kişilerden koçluk desteği alabiliyor.