“Taşlar Yerinden Oynuyor” ile Anadolu’nun Neolitik Çağı Aydınlanıyor

18/09/2020

“Taşlar Yerinden Oynuyor: Avrupa’nın Neolitik Köprüsü Anadolu” projesi kapsamında hazırlanan belgeselin tanıtımı gerçekleşti. Yunus Emre Enstitüsü tarafından yürütülen AB-Türkiye Kültürlerarası Diyalog Programı kapsamında gerçekleşen proje ile Anadolu'nun Neolitik kültürü geniş kapsamlı bir belgesel ile kayıt altına alınarak tüm dünyaya anlatılıyor. 

Yunus Emre Enstitüsü tarafından yürütülen AB-Türkiye Kültürlerarası Diyalog Programı kapsamında İstanbul Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü koordinatörlüğünde gerçekleşen “Taşlar Yerinden Oynuyor: Avrupa’nın Neolitik Köprüsü Anadolu” projesinin en önemli çıktısı olan belgeselin tanıtımı, projenin internet sitesi neolithic-bridge.org üzerinden 15 Eylül tarihinde düzenlendi.

"Neolitik Çağ Araştırmaları” uygarlığın nasıl oluştuğuna dair sürekli yeni veriler sunuyor. “Taşlar Yerinden Oynuyor: Avrupa’nın Neolitik Köprüsü Anadolu” projesi de  insanlığın ortak kültür mirası temelinde, sınırları aşan kültürlerarası diyaloğa, ortak çalışmalara, dayanışmaya ve paylaşmaya verimli bir zemin sunuyor. Bilim dünyasının sınırları aşan bu ortak çabasının, açığa çıkardığı bilgilerin ve “Anadolu Neolitiği ve Avrupa’ya Aktarımı”nın daha görünür ve bilinir olmasına katkıda bulunmak projenin ana fikrini oluşturuyor.

Basın toplantısına projenin Bilimsel Danışma Kurulu üyeleri, Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Bayram Balcı, Arkeolog Dr. Martin Godon, Dr. Kumru Arapgirlioğlu, Dr. Semih Çelik Dr.Müge Durusu Tanrıöver gibi birçok isim katıldı.

Dr. Kumru Arapgirlioğlu projeye destek veren kuruluşların projenin gerçekleşmesinde önemli bir rolü olduğunu vurguladı.

Toplantıda “Taşlar Yerinden Oynuyor” projesinin Neolitik Çağ’a dair bulgularına yer verildi. Toplantıda Neolitik Çağ’da elde ettikleri verilerin aile yapısı, toplumsal yaşam hakkında yeni bilgilere ulaşıldığı belirtildi.

Projenin ardından gösterilen  belgeselde, proje dahilinde Anadolu’nun farklı yerlerinde devam eden kazı çalışmalarına yer verildi. Konya/ Boncuklu Höyük, Konya / Çatalhöyük, Niğde Köşk Höyük, Gökçeada/ Uğurlu-Zeytinli Höyük gibi 60'a yakın araştırma kazısından çıkan bulgular paylaşıldı.

Bulgular arasında yerleşim yerlerinde bulunan evlerin, daha önce birçok nesile yuva olmuş evlerin üzerine kurulduğu, günlük hayatta kullanılan birçok aletin obsidyen taşından yapıldığı, hem avcı toplayıcı hem de tarımla uğraşan toplulukların bu yaşam alanlarında var olduğu gibi birçok sonuç paylaşıldı. 

Bu döneme dair Anadolu’nun farklı  bölgelerinde yapılan kazılarda devlet sistemi ya da toplumsal hiyerarşinin olmayışı da bu döneme ait ortak bulgular arasında yer alıyor.

NEOLİTİK ÇAĞ İLE BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN

Belgeselde sorumlu oldukları kazıları hakkında konuşan Ulucak Höyük Kazı Başkanı Prof. Dr. Özlem Çevik ve Doç Dr. Fulya Dedeoğlu gibi birçok uzmanın ortak görüşü ise Neolitik yaşantının barış içinde yaşanabileceğine dair çok önemli bir örnek olduğu yönünde.

Farklı kazılardan elde edilen ortak bulgular, Neolitik Çağ’daki bu yerleşim birimlerindeki yaşamın neden sonlandığı ya da buradaki insanların neden bu köyleri terk ettiğinin bilinmemesi. Höyüklerde  genellikle herhangi bir felaketin izi de bulunmuyor.

ANADOLU, AVRUPA'NIN NEOLİTİK KÖPRÜSÜ

Araştırmacılar Anadolu’daki Neolitik yaşam şeklinin Avrupa uygarlığına taşındığını ve bu şekilde Avrupa’da da Anadolu da görülen tarım ürünlerinin tarım yöntemlerinin görüldüğünü belirtti.

“Taşlar Yerinden Oynuyor” projesinin hedefleri arasında Türkiye’nin barındırdığı “Anadolu Neolitik Dünya Kültür Mirası ve Avrupa’ya Aktarımını” daha bilinir ve görünür kılmaya katkıda bulunmak, bu temelde kültürlerarası diyaloğa yeni alanlar açmak, bilimsel çalışmalar ile toplum kesimleri arasında köprü oluşturmak gibi amaçlar yer alıyor.
​​​​​​​
Hasankeyf’ten Kırklareli’ne insanlığın ilk yerleşimlerini araştıran arkeolojik kazı çalışmalarını ve müzelerdeki koleksiyonlarını Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığının izinleri, kazı başkanları ve müze müdürlerinin yönlendirmeleriyle kayıt altına alan ve görünürlüğüne katkı sağlayan projenin belgesel filminin yönetmenliğini Enis Rıza, yapım yönetmenliğini Nalân Sakızlı, saha fotoğraf çekimlerini Jale Mekiş Diker üstleniyor.