Türkoloji Kış Okulu Başladı

27/01/2020

Yunus Emre Enstitüsünün ilk defa düzenlediği Türkoloji Kış Okulu, Enstitünün Ankara’daki Kızılay ofisinde gerçekleşen açılış töreniyle başladı.

Türkoloji Kış Okulu'nda 16 ülkeden 27 Türkolog, 10 gün boyunca Türkiye'de eğitim alacak. 7 Şubat'a kadar sürecek ve Romanya, Azerbaycan, Bosna Hersek, Fransa, Güney Kore, Gürcistan, Polonya, Rusya gibi birçok ülkeden Türkoloji alanında doktora yapan öğrencinin katıldığı "Türkoloji Kış Okulu"nun açılış töreninde, Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Gürer Gülsevin, TDK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Feyzi Ersoy ile çok sayıda akademisyen de yer aldı.

Açılışta konuşan Yunus Emre Enstitüsü Türkçe Öğretimi ve Türkoloji Müdürü Prof. Dr. Yavuz Kartallıoğlu, katılımcıların günde 6 saat ders alacağı programın kültürel gezileri de kapsadığını belirterek, "Türkiye Türkolojisi'nin tanıtılacağı programda öğrenciler, doktora konuları üzerinde çalışan akademisyenlerle de bir araya gelebilecek. Öte yandan Enstitü tarafından hazırlanan 'Türkoloji' kitabı da bu eğitimde ele alınacak, geri dönüşler çerçevesinde Türk tarihi ve Türkçe öğretimi konularına ilişkin yeni bölümler kitaba eklenebilecek." ifadelerini kullandı.

"Çalışmalarınızla Türkoloji'ye damga vuracaksınız."

TDK Başkanı Gülsevin de dünyanın çeşitli ülkelerinden Türkoloji alanında çalışan doktora öğrencilerini bir araya getiren programın önemini vurgulayarak, "İnşallah her geçen gün sizler, Türkoloji'ye damga vuracak çalışmalar üreteceksiniz." dedi.

Türkoloji'nin daha önce Avrupa'da başlamış bilim dalı olduğunu, daha sonra Sovyetler Birliği'nin kurulmasıyla "Sovyetler ekolü" diye adlandırılan bir Türkoloji'nin geliştiğini belirten Gülsevin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra da Türkiye'nin dünyada, Türkoloji'de büyüyen bir merkez haline geldiğini söyledi.

Gülsevin, Enstitünün hazırladığı Türkoloji kitabına ilişkin olarak da, "Türkiye'deki standart Türkoloji'nin temel kitabı olabilecek bir eser." değerlendirmesinde bulundu.

Dünyada bazı Türkoloji metinlerinin tarihe odaklandığını, bazı yerlerde sadece gramer ya da dil bilimi üzerine çalışıldığını ifade eden Gülsevin, Türkiye'de ise bunların hepsinin bir arada okutulduğunu vurguladı.

Gülsevin, Türkoloji'nin "Türklük bilimi" olduğuna dikkati çekerek, TDK'nin 1932'de Mustafa Kemal Atatürk'ün yönlendirmesiyle kurulduğunun ve Türkoloji çalışmalarına büyük katkılar sağladığının altını çizdi.

"Türkoloji'de öncü olmak Yunus Emre Enstitüsünün hakkı ve görevidir."

Türkoloji Kış Okulu'nu değerlendiren Tarihçi Yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı da "Türkoloji dünyasıyla teması kurmak Yunus Emre Enstitüsünün vazifesidir. Bu konularda öncü olmak hakkıdır ve temel görevidir." dedi.

Türkologlara yönelik böyle programların daha uzun sürmesi gerektiğini, Anadolu'yu bilmeden Türkolog olunamayacağını vurgulayan Ortaylı, "Bu programa ciddi olarak devam etmek gerekir. 1 ay, 6 ay, 1 sene gibi seminerler yapmak lazım." diye konuştu.

Ortaylı, program kapsamında "Türk Tarihi" başlıklı bir seminer verdi.

Enstitünün düzenlediği "Türkoloji Kış Okulu" gibi programlara katılanların Anadolu'da daha fazla zaman geçirmesi gerektiği tavsiyesinde bulunan Ortaylı, "Özellikle Azerbaycan'dan gelenlerin Anadolu'da kalmalarında büyük fayda görüyorum. Urfa, Erzurum, Gümüşhane, Bayburt yöresinde kalmalarını ümit ederim." ifadelerini kullandı.

Konuşmasında, TDK'nin kuruluşunda öne çıkan misyonlardan birinin Türkçeyi Arapça ve Farsça gramerinin etkisinden kurtarmak olduğunu belirten Ortaylı Türk dilinin çeşitli dinlere mensup insanların dili olduğunu da söyledi. 

Bugüne kadar düzenlediği "Türkoloji Yaz Okulları" ile 5 bin Türkoloğu Türkiye'de ağırlayan Yunus Emre Enstitüsü ilk defa "Türkoloji Kış Okulu" düzenliyor.